Ara
  • hkbupodcast

#98 Mekana Çökenler


Yıllardır boş olan yan dairenize, bir gece ansızın birileri geliyor ve bir anda komşunuz oluyor! Ne düşünürdünüz? Dünya'nın bir çok ülkesinde benzer bir sorun olan; evsizlik. Türkiye'den daha farklı bir şekilde çözüm bulan insanları ve bu insanların yöntemleri üzerine kafa yorduk. Bu yüzyılda en büyük sorunların başında gelen "başını bir yere sokmak" durumuna gelin insanların nasıl kendilerince yaratıcı çözümler bulduğuna hep beraber bakalım.



Ali Nesin'in Squad notlarından;

"Bu fotoğrafı kim ne zaman çekti bilmiyorum, belki Ugur Muldur çekmiştir.

Ben 22-23 yaşlarımdayım.

Paris'te squat'ta, hem çalışma hem yatak odamda.

Bir de çok geniş bir salonumuz vardı.

Squatt demek, sahipleri tarafından terkedilmiş ya da belediye tarafından istimlak edilmiş ama parasızlıktan yalnızlığa terkedilip benim gibi evsizler tarafından istila edilmiş konut demek.

Squatt konusunu ayrıntılı olarak ileride yazarım.

Beni ve arkadaşlarımı derinden etkileyen bir oluşumdur.

Babam Paris'e beni ziyarete geldi.

Ben, daha sonra karım ve ilk iki çocuğumun anası olacak Portekizli sevgilimle squatt'ta yaşıyorum.

Parasızlıktan....

Aklımda yanlış kalmadıysa ayda 1750 Frank'a hakkımız var ama TC'nin kasasında 70 cents olmadığından o para da gelmiyor.

Zaten gelse ne olacak, ev kiraları daha fazla! Ben de çareyi squatt'a sığınmakta buldum.

Yıl 1980. 12 Eylül'ün eli kulağında.

Darbe birkaç gün sonra, babam squatt'tayken olacak.

Babam geldi

Gece oldu, yattık. Sabaha karşı saat 1'e doğru bir gürültüyle uyandım.

Pencereye çıktım.

Bir siyahi aşağıda çöp kutularına bir sopayla vurup ana avrat düz gidiyor...

Sanki canını alacaklarmış gibi canhıraş bağırıyor.

Bu, squatt'ta sıkça görülen bir manzaraydı.

Squattçıların büyük çoğunluğu uyuşturucu bağımlısıydı ve gecenin ilerleyen saatlerinde kendilerini kaybederlerdi.

Bu kişiyi ben tanıyordum.

Tehlikesiz biriydi, hatta ince ruhluydu bile diyebilirim, geceleri bana sık sık uğrar, şiir dinler, hislenir, sorun çıkarmadan giderdi.

Ama yine de hiç belli olmaz...

Squatt'ta her an tetikte olmalısınız.

Kimin sizi ne zaman ve nerenizden şişleyeceği, bıçaklayacağı, boğazlayacağı, gözünüzü çıkaracağı belli olmaz.

İnce ruhlu alçak siyahi babamı uyandıracak!

Babam yaşlı...

65 yaşında.... (Ben şu anda 63 yaşımdayım!)

Babama kıyamıyorum, uyanmasın, uyusun mışıl mışıl...

Aşağıya indim, avluya çıktım.

1 metre 90 santimetre boyundaki ince uzun siyahi susmaya ikna edeceğim...

Birden babamın gür sesiyle yerimden sıçradım.

Meğer uyanmış ve pencereye çıkmış...

- Ali! Çık yukarıya...!!!

Babamın gür sesi sadece beni değil, herkesi yerinden sıçratırdı, ona karşı koymak mümkün değildi.

Oysa ben elinde kocaman bir sopa olan 1,90'lık siyahiyle don atlet karşı karşıyayım, onu makul olmaya davet ediyorum...

Bir an başımı kaldırıp babama baktım, ama sadece bir an, iki an bakacak olsam kafama sopayı yiyebilirim.

Kendime de güveniyorum bu arada, çok çeviğim ve kavgada acımasızım...

Squatt'ta çevik ve acımasız olmayan zaten yaşayamaz.

Yukarıdan babam bağırmaya devam ediyor:

- Ali! Çık yukarı dedim!

Ben babama bakmadan cevap veriyorum:

- Merak etme baba, bir sorun yok...

Ben hallederim...

Nitekim hallettim de.

Siyahiyi kucakladım, saçını okşadım, sırtını sıvazladım squatt'ın kapısına kadar geçirdim...

Babam bu arada pencereden kıyametleri koparıyor...

Neyse, kazasız belasız yukarı çıktım.

Babam hâlâ kıyametleri koparıyor.

Cezaevinde çok yatmış ya, biliyor bu türlerin yapabileceklerini.

- Oğlum, bunlarda şiş vardır, sen bilmezsin...

E biz de dünün çocuğu değiliz, görmüş geçirmişiz.

Ama babama (üzülmesin diye) "ben daha neler neler yaşadım" diyemiyorum.

Sonra darbe oldu filan, babam Türkiye'ye döndü.

İlk mektubu o kadar acıklıydı ki...

"Keşke daha fazla param olaydı da sen oralarda kalmak zorunda olmayaydın..." türünden.

Oysa bilse squatt'ta ne kadar geliştiğimi, neler öğrendiğimi...

Babamın bana sevgi ve gururla sarıldığı fotoğraf da işte o squatt'tan.

Babama bıraktığım benim yatak ve çalışma odamdan.

Arkadaki raflardaki kitapların ve dosyaların her birinin içeriğini ezbere bilirim.

Not : Babamın fotoğraf çekilirkenki vücut ve surat ifadesini iyi analiz etmek lazım.

Yüzünden gurur okunuyor, çok açık.

Bir yandan da bir atmaca gibi kolunu atmış, bana sahipleniyor.

Birlikte yaşadığım bir sevgilim var ya (bu ikincisi, birincisini de biliyordu), beni kendisine doğru çekiyor.

Babam beni tüm sevgililerimden kıskanırdı, ama bir o kadar da mutlu olurdu bağımsızlığımdan.

Çok çelişik duygular içindeydi.

Bir aşk yaşadık biz babamla.

Ben Babamı nasıl rahat ettireyim ve bulunduğum durumdan nasıl rahatsız olmamasını sağlayayım diye had safhada tedirginim.

İlk defa bir evime gelmiş...

Çok rahat etmeli ama bu rahatlığı nasıl sağlamalıyım... Cebimde beş kuruş para da yok...

İçinde bulunduğum sefaleti fark etmemeli endişesi ile çekindik bu fotoğrafı.."

Ali Nesin

1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

#125 Kırk